Efendim, Hansi’nin hikayesine geliniz.
Almanlar Sudetenland’i işgal ettikleri vakit, Hansi, Jesus Freak anasıyla bir evde yaşayan masum bir genç kızdır. Hansi Nazi aşığıdır, çünkü Naziler Sudetenland’a kitap getirmişlerdir. Kitapsızlıktan kudurmuş olan Hansi tabii ki Nazilere bayılacaktır. Neyse, bi müddet sonra okuduğu kitapların da gazıyla, Hansi büyük şehre gider okumaya, annesi evden çıkmadan der ki, “Aman ha İsa’yı unutma.”Neyse efendim, savaş bittikten sonra, Ruslar her tafafı işgal edince, artık iyice büyüyp serpilmiş olan kızımız Hansi’nin, meslektaşı olan hemşirelerle yaşadıkları mekan her gece azgın Ruslar tarafından ziyaret edilmekte, hemşirelet -Hansi dışında- tecavüze uğrayıp durmaktadırlar. Hansi’ye ise tamah etmezler çünkü Hansi, Alman köylü kızlarının yüzkarasıdır, çok zayıftır. etli butlu değildir. Neyse, tecvüze uğrayan diğer kızlar Ruslar’dan amerikalılara doğru kaçmaya çalışırken vurulup ölürler, only survivor olarak Hansipaçayı kurtarır, evlenir, kendisi de eventually jesus freak haline gelir. Bavyera’da öğretmenlik yapar, sonra da yaşamının son yıllarına kadar çeşitli hapisanelerde nazi artığı, hristiyan pride okuma grupları filan kurup yürüterek çeşitli maceralara koşar.
böyleyken böyle.